Fikret Mualla’nın Şarabı

İstanbul Modern’deki Fikret Mualla sergisini, kaldırılmadan önce bir kez daha gezdik. Gözlerimize bayram ettirelim istedik. O neşeli, rengarenk tabloları hayranlıkla seyrettik. Fikret Mualla’nın natürmortlarındaki hasır muhafazalı 1,5 litrelik tombul Chianti şişelerini, tablolarını yapıp bitirdikten sonra nasıl keyifle içtiğini düşledik ve bu şarabın öyküsünü yazmak istedik.
Chianti adının nereden geldiği tartışmalı. En yaygın kabul gören teoriye göre Latince Clangor sözcüğünden türemiş. Clangor kuş çığlığı ya da trompetin çıkardığı en yüksek perdeden nota anlamlarına geliyor. Bu da akla yatkın. Çünkü şarabın yapıldığı bölge tarımdan çok avcılığa uygun. Adının kökeni iyi bilinmese de, 15’inci yüzyılın başlarından beri şarapseverler tarafından kabul görmüş bir şarap olduğu biliniyor. İlginç olanı, o zamanlar beyaz bir şarapken sonraları kırmızıya dönmesi. 1960’larda Chianti Bianco varmış, 1967’de DOC, kırmızı şaraba bile yüzde 30 oranında beyaz üzüm karıştırılmasına izin veriyormuş.
Chianti Classico şişelerinin üzerindeki siyah horozun nedeni, 1924’te oluşturulan ‘Consorzio per la difesa del vino tipico del Chianti’ (Klasik Chianti Şarabının Korunması İçin Konsorzyum) adlı grubun kendine simge olarak onu (Gallo Nero) seçmesiymiş.
Chianti şişelerinin hasır muhafazalarına İtalyanlar Fiasco diyorlar… Şişelerin camı ince ve kolay kırılıyor, onun için hasırla destek veriyorlar. Zaten 60’larda Chiantiler İtalya’nın en ucuz ve sıradan sofra şaraplarıymış (vini da tavola).
Toscana’nın ünlü şarabı Chianti sıradan olabildiği gibi, dünyanın en ünlü şaraplarına meydan okuyabilecek kadar külhanbeyi de olabilir. Bu yüzden Chianti’yi kalitesine göre değişik yemeklerle eşleştirebilirsiniz. Yüksek asiditesi dolayısıyla domatesli ya da domates soslu yemeklerle iyi gider. Pizzanın yanında tercih edilir. Etlerden özellikle dana etine iyi bir eşlikçidir. Etin sosu Marsala ya da diğer kahverengi soslardan biriyse, Chianti mutlaka denenmelidir.
İyi bir Chianti, 5-8 yıl bekletilebilirken, en mükemmel Chiantiler 10 yıldan fazla da yıllandırılabilirler. Riserva Chianti satışa sunulmadan önce 3 yıl bekletilir.
Toscana’nın şarapları ilk olarak 1716’da Toscana Grand Dükü tarafından sınıflandırılmış; Chianti’ler, Chianti ve Chianti Classico diye ayrılmışlar. Chianti’ler yüzde 75 – yüzde 100 arasında Sangiovese sepajından yapılıyorlar, bazen Canaiolo adlı üzümle harmanlanıyorlar. Chianti’lerin kalitesi son 50 yıl içinde yükseltiliyor. Chianti Classicolar 1984’te DOCG denilen kontrollü sınıfa dahil oluyorlar.
Chiantiler her yerde süratle tüketilebilirken, Chianti Classico’yu içerken düşünmek gerekiyor. Asiditesi yüksek ve sek olan bu şarap, frambuaz ve kiraz tatları barındırıyor.
Chiantiler 350 metre yükseklikte yetişirken, Chianti Classico’lar 500 metre rakımda yetişerek liderliklerinin altını çiziyorlar.
Fikret Mualla’nın hayranları arasında onun şarabı ne kadar çok sevdiğini bilmeyen yoktur. Resimlerinde en çok Chianti şişeleri boy gösterdiğine göre, en çok onu içtiği anlaşılıyor. Bunun olası nedeni ucuz şarap olması. Mualla’nın çok para kazanamadığını, bazı resimlerini bir şişe şaraba değiştiğini de biliyoruz. Günümüzde o güzelim tabloları dünyanın en değerli şarapları ile değişecek olanlar varken, o günlerde ucuz şaraba layık görülmesi üzüntü verici. Ancak belki de büyük ressamın tercihi, Sangiovese üzümlerinden yapılmış ve bugün kendi resimleri gibi giderek yıldızı parlayan Chianti’lerdi. Renklerle şarap zevkleri tartışılır mı ki?

Bir cevap yazın