Sevilen Şarap Ad Meandrum

Cyssus’dan Magnesia’ya Anadolu’nun Şarap Aşkı

Saatlerdir at koşturuyorlardı dönüş yolunda. Yorulmuşlardı. ‘Ama deydi’ diye düşündü Lysimachos. Cyssus (Çeşme)’den geliyordu 12  Batı Anadolu Birleşik Kentleri’nden biri olan Heraklia’nın kralı. Limana yanaşmış Fenike’li gemiciden duymuştu ilk kez Cyssus’daki komünal şarap işliğini (fabrikasını). Oysa Heraklia’da herkes ayrı ayrı evlerinde yapıyorlardı şarabı. Duyunca çok etkilenmiş, onca yolu göze almıştı. Hem dönüşte Smyrna’nın (İzmir) meşhur Pramnion şarabından getiririm biraz diye düşünmüş, hem de rakip ticari liman Milette’e uğrayıp son halini görmek istemişti.
Cyssus’da dostça karşılanmış, bir yetkili ona şarap işliğini gezdirmişti. Limanın hemen arkasındaki şaraphane oldukça büyüktü, şöyle bir adımladığında limana bakan taraf 60, arkaya uzanan taraf 35 adım gelmişti (şimdinin yaklaşık 800 m2’si). Üzümün ezildiği geniş alanlar, şıranın aktarıldığı kanallar, fermantasyon odacıkları ve nihayet amphoraların yığıldığı depo, hepsi mükemmeldi. ‘İyi bir fikir’ diye mırıldandı, Batı Anadolu’da yapılmış ilk şarap fabrikasıydı burası. ‘Benzerini Heraklia’da yapmalıyız’ dedi yanındakilere.
Smyrna’da güzel yemeklere eşlik etmişti Pramnion. Taşıyabilecekleri kadar yanlarına da alıp yola koyulmuşlardı. Akşamüstüne doğru atlar yorulmaya başlamıştı. Yaveri ‘hem atları dinlendiririz hem de Magnesia’yı görürüz’ dedi. Menderes nehri yakınındaki Magnesia (Magnesia ad Meandrum) Artemis tapınağı ile de meşhurdu. Ünlü mimar Hermogones yapmıştı tapınağı ve ilk kez burada uygulamıştı yalancı çift görünümlü (psuedodipteros) sütunları. Tapınağın batısındaki geniş kapıdan yılda bir gün tam dolunayda içeriye ay ışığı vuruyor ve ay tanrısı Artemis’in heykelini birdenbire aydınlatıyordu. Bu bir ‘epiphanie’ idi, yani tanrının kendini göstermesi. Tapınağın önünde at nalı bir sunak ve ona açılan geniş meydanda kutlamalarda grupların duracağı yerler bile yazılıydı; ‘Artemis Dostları’, ‘Gençler’, ‘Zeus Dostları’ ve nihayet ‘DIONYSOS DOSTLARI’.
İşte tam burada ‘Dostlar’ hikayemize daha sonra devam etmek üzere duralım ve sizleri ışık hızıyla 2400 yıl sonraya yani günümüze taşıyalım ve fotoğrafa bakalım. Şarap Dostları Derneği Başkanı ve Üyeleri Magnesia’da tam da orada ‘Dionysos Dostları’ yazılı geometrik noktada bir aradalar. Onlar yani biz, sevgili şarap dostu ve Sevilen Şarapları yönetim kurulu başkanı Enis Güner ve Sevilen ailesinin daveti ile bu antik kenti ziyaret ettik. Ardından buraya kuş uçuşu birkaç kilometre uzaklıkta yeni inşa edilmiş modern Sevilen Şaraphane’sini gördük, Lysimachos ve Batı Anadolu’da Cyssus’daki ilk şarap işliğini hatırlayarak.  Bu coğrafya, bu topraklar şaraba olan aşkından hiçbir şey yitirmemişti.
Sabah erken saatlerde Menderes’de (Meandros) İsabey Bağları ve Bağevinde güzel bir kahvaltı sonrası Enis Güner bize Cabernet Sauvignon, Merlot, Grenache, Carignan, Semillion ve Chardonnay bağlarını detaylı bir şekilde anlatarak gezdirdi. Bahçede asırlık devasa çınar ağacı altında fotoğraflar çektirdik. İsabey Bağları ve Bağevi yöreden geçen herkesin uğraması, nefis mutfağını ve güzel şaraplarını tatması gereken özel bir yer. Dede İsa Güner Bulgaristan göçmeni bir aileye mensup. Fransa’da bağcılık ve şarapçılık eğitimi alıyor. İzmir’de Sevilen Şaraphane’sini kurduğunda yıl 1942. İlk bağ sadece 4 hektar. Ellili yılların sonuna doğru 2. nesil Gökhan ve Coşkun Güner çalışmaya başladıklarında İzmir, Menderes’deki bağlar 50 hektara ulaşmış durumda. Şimdilerde 150 hektarı aşan bağlar Menderes yanı sıra Denizli Güney ilçesinde yüksek rakımda kurulu. Mürefte-Tekirdağ ve Magnesia-Aydın’daki iki tesis yılda yaklaşık 85.000 hektolitre şarap üretiyor. Magnesia şaraphanesi son derece modern ve 25 dönüm arazi üzerinde kurulu büyük ölçekte bir fabrika. Onlarca dev tanklar, dolum tesisleri, fıçı ve şişe kavları insanı etkilerken, giriş ve tadım salonları şıklığı ile büyülüyor.
Tadımda sırasıyla İsabey Chardonnay 2011, Rose, Parsel IX, 900 2009, Centum Syrah 2008, 900 Petit Verdot 2007 ve nihayet kült Centum 2005 tadıldı, görüşler paylaşıldı.
İsabey chardonnay 2011 açık parlak sarı renkliydi, ön burunda belirgin limon,yeşil elma, muz, mango, mineral, damakta yüksek asit ve onu nispeten dengeleyen alkol ile temiz, serinletici yaz aylarında kabuklu deniz ürünleri ile mükemmel uyum sağlayacak bir şaraptı.
R 2011 temiz, parlak açık pembe -somon renkteydi. Burunda belirgin çilek, ahududu kırmızı meyveler, damakta belirmeye başlayan gül ile  yüksek alkol ve asitle  dengeli görünümdeydi.
900 Cabernet Sauvignon 2009 hem burun hem de damakta zengin, ön planda meyankökü, erik, böğürtlen, tütün, karamel ve vanilya ile giden,  tanenleri güçlü ancak dengeli bir örnekti.
Petit Verdot 2007 grubumuz tarafından enteresan bulundu ve sevildi. Koyu bordo temiz, parlak görünümlü, burunda karabiber, kakao, çikolata, tarçın, karanfil, toprak tonları ve baharatsı tujlar damağada yansıyordu. Orta güçlü gövdeli, dengeli, tanenler halen biraz sivri ancak rahatsız etmiyordu.
Günün sonunda Enis Güner ‘in hoş sürprizi ile artık ulaşılamayan Centum Syrah 2005’i tadıyoruz. Renkte hiçbir açılma yok, koyu  bordo. Burunda çarpıcı biçimde böğürtlen başta olmak üzere siyah meyveler, yaban mersini, ardından karabiber, karanfil gibi baharatsı aromalar alınıyor. Damakta kahve ve füme et tonları belirginleşiyor, orta, orta-güçlü gövdesini halen diri tanenler desteklemekte. Finalde karamelize tadlar ile uzun bir bitişi var.
Tadım hiç bitmesin demek geçiyor insanın içinden,.
Günün sonunda Sevilen ailesine, bu ülkede bağcılığa ve şarapçılığa yaptıkları katkılar, son derece başarılı rekolteler ve bize gösterdikleri olağan üstü misafirperverlik için teşekkür etmekten başka yapılacak bir şey kalmıyor.
Unutmayın; Şarap Dostluktur, Kardeşliktir.

*Menderes’deki Sevilen Şarap

Bir cevap yazın