Balkanlardan Gelen Şarap Havası

Chamlıja Şarapları’nın gitmek için hazırlanırken, İstanbul yağmurlu ve soğuk, beklediğimiz hava muhalefeti nedeniyle geziyi iptal ediyoruz haberi gelmedi. Zaten sıkıntılı bir telefon trafiğinde zor ayarlanmış tarihler …Eee mecburen Balkanlardan gelen şaraplı havayı görmek için, Balkanlardan gelen soğuk havanın olduğu Büyükkarıştıran’a doğru yola çıktık. Sabah erken yola çıkmayı severim. İstanbul trafiğine yakalanmadan İstanbul’u terk etmek ve onu kendiyle bırakmak nedense hoşuma gider.

Yol boyu yağmur bizimle geldi. Sabahın erken saatlerinde küçük Trakya kasabası Büyükkarıştıran sessiz. Yağmur durmuş, hava soğuktu. Sokaklarından keyifli bir gezinti sonrasında Mustafa Çamlıca’nın nazik davetiyle, ilk şaraplarının heyecanını paylaşmak üzere saat 12.00 gibi Çamlık Restoran’da Nurol ve ben, Mustafa Çamlıca, Candan, Murat Mumcuoglu ve de Önoloji eğitimini Faculté d’Oenologie de Bordeaux alan Aslı Bayhan buluştuk. Bülent ve Arzu Çamlıca çiftinin aramıza katılmasıyla beklentimizin biraz yüksek olduğu şarap tadımına geçtik.

Her şeyden önce Çamlıca ailesinin gösterdiği misafirperverlik ve günümüzün keyifli geçirme çabalarına teşekkür etmek isterim. Yıllar süren emek yoğun bir üretim sonrasında ortaya çıkan şarapları paylaşmanın heyecanı, başta Mustafa Çamlıca olmak üzere tüm Çamlıca ailesinin gözlerinden okunuyordu. Yapılan şarabın güzelliğinde emin olsalar da yine bu güzelliğin fark edilmesi, değerlendirilmesi, yorumlanması insani bir özlem, insani bir istek. Mustafa Çamlıca sessiz ve titizlik ve hatta fazlaca bilimsel veriler yürüttüğü çalışmaların sonrasında ortaya çıkan şaraplar kadehlerimize birer birer gelmeye başladı. Aslı Hanımın, Mustafa beyin şarapları anlatırken ki heyecanını, mutluluğunu paylaşmak bizim için çok keyifliydi. Zira kadehlerimize beyazdan kırmızı dolap boşalan şaraplar, her şarap severi mutlu edecek güzellikteydi…

Mustafa Çamlıca’nın yakın dostları ve sınırlı sayıda şarap severle paylaştığı Viognier 2009’u tatma şansımız olmuştu. Fakat burada bütün ürün gamı ilk defa gün yüzüne çıkıyor, kadehimize doluyordu. Toprağının, taşının, havasının, yağmurunun, tarihsel sürecinin araştırıldığı sağlam bilimsel veriler ışığında belirlen Istranca Dağları eteklerine yayılmış toplamda 600 dönümü bulan bağlardan gelen ilk şaraplar…
Fransız önolog Antoine Bastide d’Izard ,danışmanlığında, önolog Aslı Bayhan’nın yaptığı şarapların 1 yıllık bağlardan geldiğine inanmak gerçekten güç. Ama salkım seyretmenin, asma seyretme olarak uygulandığı ve tek tek özenle seçilen üzümlerden böylesi güzel şaraplar yapıldığına tanık oluyorduk. Ama hala inanmakta güçlük çektiğime de söylemeliyim. Bütün bu gelişmeler doğal olarak çıtayı yüksekte tutan ve yüksekte tutması beklenen Mustafa Çamlıca ‘nın hedeflerine ulaştığının, ulaşacağının bir göstergesiydi. Henüz yolun başında olsa da önümüzdeki yıllarda iyi bir şarap üreticisine ve onun güzel şaraplarının kadehlerimizde olacağını ışıklarını görülüyordu…

Henüz fermantasyon sürecini yeni tamamlamış ve gelişimini sürdüren çok güzel şaraplar tattığımızı söylemeliyim. Şaraplar üzerine daha detaylı tadım notlarının, şaraplar sürecini tamamlayıp şarap severlerin karşısına çıkmaya hazır olduğunda keyifle paylaşacağım. Ama şarapların genel karakterinin belirlendiğini ve özenle seçilen teruarının iyi sonuçlar verdiğini söylemek isterim. Yüksek asitli ve meyvece çok zengin alışılmışın dışında bir Narince’ geliyor ki benim beyazlar içinde en sevdiğim şarap olduğunu belirtmek isterim. Genel olarak mineralitesi ve asititesi belirgin, meyvece zengin şaraplar… Kırmızılarda ise dengenin yükseklerde kurulduğu, yüksel alkol, yüksek asit ve meyvece oldukça zengin çok zarif şaraplar… Kadehimize gelen bu güzel şaraplara bizle buluşturan herkesin eline, emeğini sağlık…

Keyifli bir şarap tadımın ardından, Sınırla sayıda şişelenmiş, Malbec,Cabernet Sauvignon, Cabernet Franc ve Petit Verdot ‘dan oluşan 2010 şarabıyla yeni avlanmış bıldırcın ızgaralarımızı keyifle yedik. Yemek sonrası, Çamlıca Şarapçılığın servis aracılığıyla, balkanlarda gelen soğuk havayla, biraz da titreyerek az önce keyifle yudumladığımız şarapların bağlarını gezdik. Gezi boyunca vücudumuzun her zerresinde hissettiğimiz soğuk hava ve bu havadan korunmak için yudumladığımız güzel şaraplar, balkanlardan gelen şarap havasını ilk hisseden şanslılar olmamızı sağladı.

Soğuk ama keyifli bir bağ turunun ardından, Viogner 2009 eşliğinde ızgara sardalye oluşan akşam yemeğimiz, her saniyesi şarap dolu sohbetle geceye yayıldı. Keyifli şarap günün ardından, baharda, daha sıcak bir havada kuzu çevirmek üzeri sözleşip ayrıldık Büyükkarıştıran’dan.

Kadehinizden balkanlardan gelen şarap havası eksik olmasın…

Bir cevap yazın