Pamukkale Şarapları ve Güney Gerçeği

Güney’in acı pekmezi baldır Buldan’da
Şair Eşref

Uçağımız iki tur attı dört yanı yüksek dağlarla çevrili geniş ve ıssız ovanın üzerinde ve pek de nazlanmadan Denizli Çardak Havalimanı’na iniverdi. Yana sürgülü kapılar açılıp dışarı çıktığımız anda hepimiz şöyle bir durakladık. Bir şey vardı alışık olmadığımız, sonra fark ettik, evet sessizlikti. Bir iki tur otobüsü, 8-10 otomobil, telaşsız sessiz insanlar ve havada asılı gibi duran zaman. İşte Nuri Bilge Ceylan’ın ‘güzel ve yalnız ülkesinin’ bir başka köşesinde yavaşlamış zaman diliminde sarı-boz ovada sadece rüzgarın sesi, sessizliği bize ‘hoş geldiniz’ diyordu.

Şarap Dostları Derneği üyelerinden oluşan 15 kişilik grubumuz Pamukkale Şarapları’nın daveti üzerine Denizli’nin Güney ilçesindeki bağları ve şaraphaneyi gezmek üzere yola çıkmıştık. Sabah sekiz bile olmadan vardığımız havaalanından önce Denizli Tenis Kulübü’ne giderek hem mükellef kahvaltımızı yaptık hem de profesyonel düzeye yakın mücadele eden iki genç kızımızın tenis maçını gururla izledik. Bizleri bu gezide yalnız bırakmayan eşlerimizin gönlünü hoş tutmak için ilk hedef  Buldan dedik ve bu karar iki saat içinde ellerinde koca torbalarla her türlü Buldan bezi ve dokumayı otobüsümüzün bagajına yerleştirmeye çalışan şık ve güzel hanımların coşkulu mutluluk nidaları olarak bize geri döndü. Olağanüstü konukseverlik gösteren Pamukkale Şarapları’nın Yönetim Kurulu Başkanı Yasin Tokat ve Satış Pazarlama Direktörü Selda Tokat eşliğinde önce baraj gölü çevresinde panoramik bir yolculuk yaptık ardından  Güney Şelaleleri’nde yeşil pamuk gibi yosunlar üzerine metrelerce yukardan dökülürken sihirli ışıklar saçan suları izledik.
Otobüsümüz tırmanmaya başlayıp rakım 700-800’leri bulunca sırtını arkasındaki tepelere dayamış sevimli küçük kasabayı, Güney’i gördük. Dar sokakların arasında şöförümüz otobüsü yola beceri ile sığdırdı ve şaraphaneye vardık. Kendimizi sokağa attığımız anda yolun kenarında iki katlı soluk sarı renkli köhne evin penceresi açıldı ve bir kadın oğluna seslendi;
‘Yasin hadi artık eve, hemen’. Arkadaşları ile top oynayan yuvarlak birazda ‘koca’ kafalı, sağlıklı kırmızı yanaklı çocuk yanımdan geçerken başını okşadım, o ise kızgın söyleniyordu; ‘tam da golü atıatıvereceydim’.

Güney’in killi, kireçtaşlı, tınlı, demirden zengin kırmızı renkli toprağı eğer  kış ve ilkbahar yağışlarını iyi alırsa bağlar sulama istemez.  Toprak yapısı ve gece serin gündüz sıcak klimasıyla söylendiğinin aksine Bordo’ya değil ama daha çok Asti ye benzer. İşte bu toprakların ve bağcılığın farkında olan Tokat’lar aile şirketlerini 1962 yılında kurmuş ve şarap üretimine başlamışlar. Üretimin bilimsel boyut kazanması gerekliliğine inanan Yasin Tokat  Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nde hem eğitimini tamamlamış hem de sınıf arkadaşı Ülkü hanımı hayat arkadaşı, yol arkadaşı yapmış. Aile bu toprakların bize verdiğini geri ödemeliyiz fikri ile yola çıkarak bağları geliştirmeyi, bağcıları eğitmeyi görev bilmiş. Yabancı üzüm çubuklarını köylülere ücretsiz dağıtmış, teknik destek vermiş, bağcıyı küstürmemek için fiyatlar düşse bile üzümün kilosuna gerektiğinde piyasanın iki misli fiyat vermişler. Güney’de eğitime destek veren dernek kurmuş, bunu yaşatmak için maddi manevi desteklerini eksik etmemişler.

Bugün Pamukkale Şarapları B14 ve ferkal anaçlara aşılı 500 dönüm bağa ulaşmış. Yaklaşık 350 dönümünden ürün alınıyor. Yasin bey tüm Türkiye’de yaklaşık 100.000 ton şaraplık olarak işlenen üzümün üçte birinin, yani 30.000 tonunun Güney ve çevresinden geldiğini belirttikten sonra kaliteli Güney bağlarının tüm sektördeki kalite artışında rol oynadığının altını çizdi. Yabancı türlerden chardonnay, sauvignon blanc, shiraz, cabernet sauvignon ve merlot ile yerli kalecik karası ve öküzgözünün bölgeye iyi uyum sağladığını, yerel üzüm olan çalkarasını ise rozede kullandıklarını belirtti. Her geçen yıl olgunlaşan bağların kalitesinin sürekli tırmanması, Şarap Dostları’nın Genç Türk Şarapları tadımında Nodus Chardonnay ve Nodus Shiraz’ın aldığı birinciliklerden duyduğu memnuniyet gözlerinden okunuyordu. Sıkıntısını ise şöyle ifade etti; ‘restoran fiyatlarına müdahale edemiyoruz, yüksek fiyatlar şarap keyfinin yaygınlaşmasını engelliyor’.
Şaraphaneyi Fabrika Müdürü Saim Tokat ile birlikte dolaşıyoruz. Otomatik soğutmalı içi epoksi kaplı 20 tonluk beton küvler ile klasik bir Bordo üreticisi alt yapısına sahipler. Yılda 3 milyon litre üretimleri ve 4,5 milyon litre kav kapasiteleri var. Başta Yasin bey, danışman Jan Luc Colin, Saim bey ve iki gıda mühendisleri ile beş kişilik ekip yapıyor şarabı ve kupajları.
Nihayet yerin altında, doğal 16-17 derece ısıda sabit yeni yapılan kava iniyoruz. İçeride onlarca barik meşe fıçı ve binlerce istiflenmiş zamanını bekleyen şişeler arasına hazırlanmış tadım masasında önce Harman ve Senfoni olarak isimlendirilmiş beyaz, roze ve kırmızıları tadıyoruz. Fiyat/kalite dengesi mükemmel olan bu örnekler içerisinden bana göre %100 sultaniye olan Harman beyaz bir adım önde gibi. Ardından direk fıçılardan çekilen Nodus ve rezerv adayı chardonnayler, merlot-cabernet franc kupajı, shiraz ve cabernet sauvignon’lar arka arkaya tadılıyor. Chardonnayler yalnız Nodus değil bir büyük şarap adayı. Cabernet Franc-Merlot kupajı ise son derece zarif.
Tadım sonrası fabrika önünde hatıra fotoğrafları çekiliyor. Bahçeyi gölgelendiren yaşlı ağaçlar arasında tecrübe abidesi gibi oturmuş Yasin beyin abisi Alaeddin Tokat ile tanışıyoruz. Anadolu sıcaklığı ile ve cüssesinden beklenmeyen çeviklikle fırlıyor ve ‘gel seni sakallarından bir öpeyim’ diyor. Sırada yeni yapılan bağa gidip çubuk dikme seremonisi var, hepimiz birer sauvignon blanc dikiyor ve bir gün kadehimizde buluşmayı diliyoruz.
Birkaç yüz dönüm bağ arasındaki bağ evine ulaştığımızda güneş ilerideki tepeler üzerinden bize son kızıllıklarını gönderiyor. Koparan köyünden Yörük Ayşe teyzenin dağ keçilerinin bu sabah sağılan taze sütleri ile bizim için günlük yapılmış taze keçi peynirine eşlik eden buz gibi sauvignon blanc ile başlayan akşam yemeği, barbeküyü keyiflendiren Trio, Anfora ve Nodus serisi şaraplarla devam ediyor.
Gecenin sonunda Şarap Dostları Derneği Başkanı Mustafa Seçkin yaptığı, yaşadıklarımızı ve Pamukkale, Güney gerçeğini özetleyen teşekkür konuşmasında şöyle diyor;
‘Artık Denizli Güney’de bağcılığın ve şarapçılığın nasıl ve neden geliştiğini ve bu bölgede yeni doğan bebeklere neden Yasin adı verildiğini daha iyi biliyoruz’.

Bir cevap yazın