Tempranillo Zirvesi Ribera Del Duero

Özel bir gün olacağı sabahın erken saatlerinde güneşin sevimli sıcak yüzünü göstermesinden belliydi. Oysa düne kadar öylemi,  hep saklamıştı güneş kendini bulutların ardında.  Bölge üzümünün ismi gibi fotoğraf çekmek için ‘erken’den girdim salona. Türk kadınının beşi bir yerdesi gibi sekizi yan yana duruyordu : Muhteşem Ribera Del Duero. 3-4 yıl önce yine Şarap Dostları Derneği olarak yaptığımız tadımdaki Haciendo’lar hala damağımda ve belleğimdeydi.
İber yarımadasının kuzey platosunda Castile ve Leon bölgesinde uzanan Duero nehri çevresi, kendini oluşturan şehirler Burgos, Vallodolid, Soria ve Segovia ile bir özel terruar’dır. Ah Segovia, tadım boyunca belleğimde şaraplara eşlik eden Andrés Torres Segovia ve onun olağanüstü gitarı ile Bach’ın 3 No’lu Cello Suite’ine yazdığı transpozisyonu. Aslında bir  Endülüs’lü Segovia, ama ne gam o müziği yapan işte bu şarapları da yapabiliyor demek ki.
Nehrin iki yakasında yükselen tepelerdeki bağlar kısmen taşlı, kalkerli, kireçli bir alüvyonlu toprak üzerinde kurulu. Kimler işlememiş ki bu toprağı. M.Ö 2000’de Fenikeliler ardından  Grekler ve  Romalılar sonra Benedictine keşişleri ve nihayet bugün bağa, şaraba gönül vermiş İspanyollar. Bölgede beyaz Albillo, kırmızı Tempranillo üzümleri işlenmekte. Ama iş o kadar kolay değil. Penedes’de  Ull de Llebre denilen Tempranillo, Valdepenas’da Cencibel, Ribera Del Duero’da Tinto Fino olarak bilinir ve nehir boyunca ilerleyip sınırı geçince Portekiz’de Tinto Roriz olarak adlandırılır. Adı ne olursa olsun dünya şarap literatürüne geç budaklanmasına karşın erken (İspanyolca temprano) olgunlaştığından tempranillo olarak  geçmiştir.
Tempranillo serin iklimlerde en güzel örneklerini verir. Rioja’ya kıyasla Ribera del Duero  kış aylarında oldukça sert bir iklime sahiptir. Öyleki bahar başında dona karşı özel fiskiyelerle  su püskütme çözümlerden biri olarak kullanılmaktadır. Bölgede rakım ortalama 800-850 metredir. Kışlar uzun ve oldukça sert geçerken, yaz aylarında gündüzler çok sıcak ancak geceler oldukça serindir. Killi topraklı Rioja Tempranillo’ları büyük geniş klasik fıçılarda tutulurken Ribera Del Duero’nun kireçli toprak ürünü şarapları Fransız meşe fıçılarda dinlendirilir. Daha gövdeli, daha asitli ama meyvemsi şaraplara fıçılar yeni meşe tonları katarlar. İyi bir Duero şarabından burunda eğer genç ise çilek ve reçelsi tonlar, daha olgunlarda kahve, tütün, kekik, erik, kiraz, kuru meyveler, incir, vanilya ve nihayet animal tonlar beklenmelidir. Bölgenin en önemli üreticisi Vega Sicilia’dır.
Şölen Legaris Reserva 2005 ile başladı. Burunda siyah erik, vişne, kahve, tütün aromalı Legaris’de asit hafif yüksekti. Avan Reserva 2006 ise bunlara ek olarak deri, toprak ve animal tonlar eklenmişti, daha dengeli ve gövdeliydi. İlk 4 şarabın ikinci bölümünde gran reserva’lara geçildi. Erik, tütün, trüf, sebze tonlar içeren güçlü Protos Gran Reserve 2004 ve siyah erik, menekşe, vanilya, nar aromaları ve entegre yuvarlak damağıyla zarif Alidis Gran Reserve 2005 tadıldı.
İlk bölümün şaşkınlığı, boğazın kuzeyli rüzgarlarının serinliğini hafiften kıran güneşin tembel sıcaklığında henüz geçmemişti ki ikinci bölüme Aalto PS Reserva 2005 ile başlandı. Böğürtlen, biber, yaban mersini, tütün, siyah erik, kızarmış ekmek ve çikolata aromalı Aalto gliserinden o derece yüksekti ki içmek değil çiğneme refleksleri uyandırıyordu.Terreus Gran Reserva 2004 çok meyvemsi yapısına karşın güçlü gövdesi ile dikkat çekti. Bana göre günün yıldızı Vina Sastre Pesus 2006 idi. Denominacion De Origen belgeli, %15 alkollü Pesus  50 yaş üzeri bağlardan iki kardeş Pedro ve Jesus (PESUS) seçimi üzümlerin ürünüydü. %80 Tempranillo, %20 Cabarnet Sauvignon-Merlot kupajı olarak hazırlanmıştı. Neredeyse koyu mora yakın bordo renkli, sınırlı filtre edilmiş, burunda kakao, kahve, kuru meyve, meyankökü, kekik, sandal ağacı, iyot, animal ve sebze tonları, vanilya aromaları ile giden, damakta yuvarlak, entegre, uzun bitişli ve güçlü gövdesine rağmen zarif kalabilmeyi başarmış bir başyapıttı.
Nihayet finalde ünlü Vega Sicilia’nın ikinci şarabı Valbueno tadıldı. 2001 yılı ürünü bu şarap %80-85 Tempranillo, %10 Merlot ve %5-10 Malbec kupajıydı. Alkol %14’lere tırmanmış, 5 yıl dinlendirilip satışa sunulmuştu. 10 yılı deviren bu şarap hala koyu bordo renkli ve canlı parlak görünümdeydi. Burunda böğürtlen, vişne, tütün, kahve, tereyağı, nane gibi baharat aromaları belirginleşirken bu zarif ve orta gövdeli şarabın bitişinin tatlı uzunluğu sarsıcıydı. Hepimiz bu güzel tadımın öforizmini parıldayan gözler ve hafiften yükselen keyif nidaları ile paylaşırken, şarapları bizim için bölgede araştırıp, seçen dostlarımız, ‘bitti ama’ derken öldürücü darbeyi vurdular. İkramları bir 1986 Vega Sicilia Unico idi. Yaşını kiremit tonları ile hafiften açığa vuran Unico; burunda animal tonlar, deri, toprak,  at eğeri, sebze tonları yanı sıra  havalandıkça geriden hindistan cevizi, incir, karadut, kuru siyah erik gibi meyvemsi tonlar ve damakta mükemmel dengesi, ipeksi yumuşaklığı ile bölgenin kraliçesi olduğunu ilan ediyordu.
Herkesin güzel bir şarabı paylaşacağı böyle dostları olmalı.

Bir cevap yazın