Suşiciler şarap olayına yeni yeni giriyor

Şarap üretiminde inanılmaz bir çıkış yapıp, İtalya ve Fransa’nın ardından üçüncü sıraya yükselen Çin’in şaraplarını merak edip, yazı yazmak istediğimizde, bağlarla ilgili araştırmalar yapmış, ama bir türlü tadım yapma fırsatı bulamamıştık. Ne Avrupa’nın, Londra, Paris, Madrid gibi önemli başkentlerinde rastladık Çin şaraplarına, ne de Çin konsolosluğundan konuyla ilgili yardım gördük. Tadımsız, ansiklopedik bilgilere dayalı bir yazıyla yetindik.

Çin şaraplarında eksik kaldık, ama Uzakdoğu’nun bir diğer süper gücünün şaraplarını İstanbul’da tatma fırsatı bulduk.

Şarap Dostları Derneği, güzel bir sürpriz yaparak, 12 Şubat’ta, Japon şarapları tadımı düzenledi. Henüz emekleme dönemindeki Japon şarapları nasıldı, hangi bağlardan geliyordu, öğrendik. Four Season Hotel’ de yapılan tadıma Japon önologlar birliği bir önceki başkanı Totsuka Akira  katıldı ve Japon şarapçılığının tarihini ve bugün geldiği yeri anlattı. Sonra dört beyaz, dört kırmızı şarapla (fiyatları 30 ile 228 TL arasında değişiyor) bize örnekler gösterdi.

Japonya’da bağların kurulması kararı ve fidelerin Avrupa’dan ithali 100 sene kadar öncesine, Meiji dönemine gidiyor, ama ilk şarap denemeleri hayal kırıklığı ile sonuçlanmış. Japonlar şarabı pek sevememiş, damaklarına uygun görmemiş, yemeklerine de yakıştırmamışlar. Zaten iklim koşulları da üzümden yana değilmiş. Japonya’nın coğrafyası Türkiye ile paralellik gösteriyor. Aynı enlemlere yani teorik olarak üzüm bitkisinin yetişebildiği ilkim kuşağına tekabül ediyor, ancak etrafı tamamen suyla çevrili olması ve yukarıdan aşağıya doğru iniyor olması, bazı iklim şartlarını değiştiriyor. İklim sıcak ve nemli, çok yağış alıyor…

Bir saat yağmur yağıyor bir saat güneş açıyor. Bitkinin buna dayanması pek de kolay olmadığından çeşitli önlemler almışlar. Asmaların boylarını yükseltiyor, üzerlerini örtüyorlarmış. Ancak son 20-30 yıldır Japon turistlerin dünyaya yayılması ile, şarap kültürü bu ülkede de değerini bulmuş. Japonlar Paris’te Louis Vuitton’da kuyruğa girdikten sonra Micheline yıldızlı restoranlarda şarabın tadını da almaya başlamışlar. Avrupa ve Amerika’dan şarap kültürünün Japonya’ya ithal edilmesine Japon öğrencilerin de katkısı büyük olmuş.

Gerçek anlamda şarapçılık ve bağcılık 1970 yılında Japonya’ya gelmiş. Üzüm bağları daha çok ülkenin merkezinde ve Tokyo’nun batısındaymış. Başlıca şarap bölgeleri Yamashi ve Hokkaido’ymuş.Yerli üzümlerinin adı Koshu.  Koshu OİV (uluslararası bağ ve şarap birliği)ne 2010’da kayıt olmuş. Bu üzümden üretilmiş iki beyaz şarap tattık. Birincisinin asiditesi yüksekti. İki şarap arasında da koku ve tat olarak fark vardı. Chardonnay üzümlerinden yaptıkları şaraplarda daha başarılı idiler. Bir şarapları Chardonay’in tüm özelliklerini taşıyordu, diğeri ise çok kompleks ve zengin aromalara sahipti.

Kırmızılarda tamamen asil üzümler kullanılmıştı. Merlot ve Cabernet üzümlerinden üretmişlerdi.Bir Merlot şarabı öne çıktı, ama beyazlarda daha başarılı oldukları ortak görüştü. Bunun nedenini Bay Totsuka, yemeklerle uyum ve beyaz şarapçılığın daha eski bir geleneğinin olmasına bağladı.

Japonlar’ın Fransız paradoksu denilen ve Fransızların fazla şarap içip daha az kalp hastası oldukları gerçeğinin ortaya çıkmasından beri sevdikleri beyaz şarabı daha az içip daha çok kırmızıya yönelmeleri de son yılların gerçeği. Şarap tüketiminde ve pazarında da ilginç bir durum yaşanıyormuş son yıllarda.Hem daha pahalı kaliteli ithal şarapların tüketimi, hem de daha ucuz en ucuz şarapların tüketimi artıyormuş.Totsuka bunun nedenini ülkenin eski müreffeh ekonomik durumunu artık eskisi kadar iyi olmadığına bağlıyor.Japonya’da son yıllarda şarapçılıkla ilgili yeni yasalar çıkartılıyormuş, aynı bizdeki gibi . Kokteyllerde şarap firmalarının sponsorluk yasağını da çıkarmışlar mı, diye soramadım kendisine .

Çin, Japonya, Hindistan şarapçılıkta atağa kalkmış durumda, bunu çok iyi görebiliyoruz. Japon şarapları tadımında iki güzel örnek tattık, ama emekleme döneminde ve zor iklim şartlarında şarap üreten bu ülkenin 3000 yıllık şarapçılık geleneği olan ülkemiz şaraplarına yakın güzellikte şaraplar yapmaya pek de uzak olmadıklarını gördük.

Çok güçlü olduğumuz konularda başkalarının gelip bizi yakalayıp sollamasına alıştık, ama yine de acıtıyor. Japonya bilindiği gibi  “Suşi kültürü”nün merkezi. Hangi suşi ile hangi şarap iyi gider faslına ise bundan sonraki yazıda girmeyi düşünüyorum….

 

 

3/4/2011

Bir cevap yazın